cihangirlim barbaros'ta


Bir çok şehir mağdurunun hayali: Güneye, mesela Ege'nin sakin bir köyüne göç. Göç sonrası gün gün yaşadıklarım burada...

Ask me anything

Taze geldi bu resimler Ayşe ve Aydın sağolsun. Çok özledim köyü de evimi de.

Bir zamanlar Barbaros →

Bir zamanlar Barbaros Köyü…

Karaburun için

KARABURUN YARIMADASI ORTAK YAŞAM PLATFORMU'ndan çağrı var:


Karaburun Yarımadasının Gerçek Sahipleri ve Onurlu İnsanlar…

Yarımadamız; bitki örtüsüyle, hayvan türleriyle yaşadığı ve gelişim gösterdiği tüm canlılar için kalitesi yüksek bir yaşam alanı sunmaktadır. Yarımadamızın doğal ve kültürel değerlerini koruyarak gelecek kuşaklara devredebilmek için mücadele ediyoruz. Çünkü insanla doğanın uyum içinde, birlikte var olabileceğine inanıyoruz.

Ne yazık ki, Eşsiz doğa güzelliğine sahip olan Yarımadamız; kurulmak istenen bin 200 adet Rüzgar Enerji Santraliyle (RES), denizlerimizi kirleten Balık üretim çiftlikleriyle, ruhsat verilerek açılacak olan Taş Mermer ve Maden ocakları ile ranta, talana ve yağmaya feda edilmektedir. Dağlarımıza ve tarım alanlarımıza geriye dönüşü olmayan bir son hazırlanmakta, “büyüme ve gelişme” adı altında havamız, toprağımız, denizimiz, ağaçlarımız, ormanlarımız, tohumlarımız, hayvanlarımız, suyumuz, derelerimiz ve köylerimiz yok edilmek istenmektedir. Böylelikle kültürel ve geleneksel değerlerimizin, kimliğimizin hızla yitirtildiği ‘başka bir Karaburun’ yaratılmaya çalışılmaktadır.

Biliyoruz ki,
Karaburun’u Karaburun yapan; Eğlenhoca, İnecik, Kösedere, Saip Ambarseki, Bozköy, yaylaköy, Hasseki, Küçükbahçe, Parlak, Tepeboz, Sarpıncık, Salman köylerimizdeki zeytinimiz, enginarımız, nergisimiz,üzümümüz,erkenci mandalinamız, yöremize özgü 26 bin adet kayıtlı kıl keçilerimizdir. Denizlerimizdeki barbunumuz, kefalimiz, çipuramız, levreğimiz, sinaritimiz ve Akdeniz foklarımızdır.

Karaburun’u Karaburun yapan, haksızlıklara karşı savaşan ortak yaşamın savunucusu Börklüce Mustafa’nın bize bıraktığı mücadele mirasıdır.

Bir günde çıkartılan ‘Bütünşehir Yasası’yla 13 köyümüzün köy tüzel kişilikleri ortadan kaldırılmıştır. 13 köyümüzün yaşam alanlarında yüzyıllardır sahip oldukları gelenek ve kültürel değerleri görmezden gelinmiş, halkın söz, yetki ve karar hakları elinden alınmıştır. Köylerimiz yerelden yönetim ilkesi ile bağdaşmayan bir şekilde tamamen Merkezi idarenin denetimi ve güdümü altına sokulmuştur. Köylülerin varlarını yoklarını emeklerini ortaya koyarak yaptıkları ortak tesisleri, işletmeleri ve varlıkları Yatırım İzleme Koordinasyon Kurulu’na devredilmiş, köylerin meraları, otlakları da Çevre ve Şehircilik Bakanlığının denetimine verilerek özelleştirilip satılmasının önü açılmıştır.

Önümüzdeki dönemde bu otlak ve meralar ya tarım şirketlerine, ya da Rüzgar ve Güneş Enerjisi Santraları için enerji şirketlerine satılacak veya yandaş inşaat şirketlerine devredilecektir.

Bizler yaşam alanlarımızı ve kültürel değerlerimizi yok edecek olan doğal kaynakların ve yaşam alanlarının rant uğruna holdinglere, şirketlere ve yandaşlara peşkeş çekilmesine, talan edilmesine, bizden başka burada yaşayan tüm canlıların da geriye dönüşü olmayacak bir şekilde yok edilmesine KARŞIYIZ!

Sadece yöremizde değil, ülkemizin ve dünyamızın dört bir köşesinde karşıyız.

2013 yılı Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikaları gereği tarımın geleceksizleştirme projesinin ilk adımı olarak ele alınan bu yasanın, temel amacının altında yatan köylülüğün tasfiye edilmesini İSTEMİYORUZ!

Bu nedenle

Doğamıza, yaşam alanlarımıza sahip çıkmak onları KORUMAK ve GELECEK kuşaklara devretmek için,

‘Köylünün ‘tabiatına’ dokunma mahalleleri değil köylerimizi istiyoruz’ demek için,

‘BAŞKA KARABURUN YOK’, bu saldırılara ‘DUR!’ demek için,

15 AĞUSTOS 2013 tarihinde İzmir Müzisyenler Derneği üyelerinin eşliğinde SAAT 09.00 da KARABURUN’DAN İZMİR’E DOĞRU YÜRÜYÜŞE GEÇİYORUZ. SUSMA- SES VER!"

KARABURUN YARIMADASI ORTAK YAŞAM PLATFORMU (KOYAP)

KARABURUN YARIMADASI ORTAK YAŞAM PLATFORMU’ndan çağrı var:


Karaburun Yarımadasının Gerçek Sahipleri ve Onurlu İnsanlar…

Yarımadamız; bitki örtüsüyle, hayvan türleriyle yaşadığı ve gelişim gösterdiği tüm canlılar için kalitesi yüksek bir yaşam alanı sunmaktadır. Yarımadamızın doğal ve kültürel değerlerini koruyarak gelecek kuşaklara devredebilmek için mücadele ediyoruz. Çünkü insanla doğanın uyum içinde, birlikte var olabileceğine inanıyoruz.

Ne yazık ki, Eşsiz doğa güzelliğine sahip olan Yarımadamız; kurulmak istenen bin 200 adet Rüzgar Enerji Santraliyle (RES), denizlerimizi kirleten Balık üretim çiftlikleriyle, ruhsat verilerek açılacak olan Taş Mermer ve Maden ocakları ile ranta, talana ve yağmaya feda edilmektedir. Dağlarımıza ve tarım alanlarımıza geriye dönüşü olmayan bir son hazırlanmakta, “büyüme ve gelişme” adı altında havamız, toprağımız, denizimiz, ağaçlarımız, ormanlarımız, tohumlarımız, hayvanlarımız, suyumuz, derelerimiz ve köylerimiz yok edilmek istenmektedir. Böylelikle kültürel ve geleneksel değerlerimizin, kimliğimizin hızla yitirtildiği ‘başka bir Karaburun’ yaratılmaya çalışılmaktadır.

Biliyoruz ki,
Karaburun’u Karaburun yapan; Eğlenhoca, İnecik, Kösedere, Saip Ambarseki, Bozköy, yaylaköy, Hasseki, Küçükbahçe, Parlak, Tepeboz, Sarpıncık, Salman köylerimizdeki zeytinimiz, enginarımız, nergisimiz,üzümümüz,erkenci mandalinamız, yöremize özgü 26 bin adet kayıtlı kıl keçilerimizdir. Denizlerimizdeki barbunumuz, kefalimiz, çipuramız, levreğimiz, sinaritimiz ve Akdeniz foklarımızdır.

Karaburun’u Karaburun yapan, haksızlıklara karşı savaşan ortak yaşamın savunucusu Börklüce Mustafa’nın bize bıraktığı mücadele mirasıdır.

Bir günde çıkartılan ‘Bütünşehir Yasası’yla 13 köyümüzün köy tüzel kişilikleri ortadan kaldırılmıştır. 13 köyümüzün yaşam alanlarında yüzyıllardır sahip oldukları gelenek ve kültürel değerleri görmezden gelinmiş, halkın söz, yetki ve karar hakları elinden alınmıştır. Köylerimiz yerelden yönetim ilkesi ile bağdaşmayan bir şekilde tamamen Merkezi idarenin denetimi ve güdümü altına sokulmuştur. Köylülerin varlarını yoklarını emeklerini ortaya koyarak yaptıkları ortak tesisleri, işletmeleri ve varlıkları Yatırım İzleme Koordinasyon Kurulu’na devredilmiş, köylerin meraları, otlakları da Çevre ve Şehircilik Bakanlığının denetimine verilerek özelleştirilip satılmasının önü açılmıştır.

Önümüzdeki dönemde bu otlak ve meralar ya tarım şirketlerine, ya da Rüzgar ve Güneş Enerjisi Santraları için enerji şirketlerine satılacak veya yandaş inşaat şirketlerine devredilecektir.

Bizler yaşam alanlarımızı ve kültürel değerlerimizi yok edecek olan doğal kaynakların ve yaşam alanlarının rant uğruna holdinglere, şirketlere ve yandaşlara peşkeş çekilmesine, talan edilmesine, bizden başka burada yaşayan tüm canlıların da geriye dönüşü olmayacak bir şekilde yok edilmesine KARŞIYIZ!

Sadece yöremizde değil, ülkemizin ve dünyamızın dört bir köşesinde karşıyız.

2013 yılı Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikaları gereği tarımın geleceksizleştirme projesinin ilk adımı olarak ele alınan bu yasanın, temel amacının altında yatan köylülüğün tasfiye edilmesini İSTEMİYORUZ!

Bu nedenle

Doğamıza, yaşam alanlarımıza sahip çıkmak onları KORUMAK ve GELECEK kuşaklara devretmek için,

‘Köylünün ‘tabiatına’ dokunma mahalleleri değil köylerimizi istiyoruz’ demek için,

‘BAŞKA KARABURUN YOK’, bu saldırılara ‘DUR!’ demek için,

15 AĞUSTOS 2013 tarihinde İzmir Müzisyenler Derneği üyelerinin eşliğinde SAAT 09.00 da KARABURUN’DAN İZMİR’E DOĞRU YÜRÜYÜŞE GEÇİYORUZ. SUSMA- SES VER!”

KARABURUN YARIMADASI ORTAK YAŞAM PLATFORMU (KOYAP)

Cihangirlim nerede?

Bu blog neden bir süredir sessiz? Buradan buyrun:

http://cihangirlimamerikada.tumblr.com/

image

Tagged: Ildırıgün batımı

Meraklısına…

Sırf Güneş’li bir tumblr hesabı açtım: http://gunesisevenler.tumblr.com/

Güneş 1 yaşında!

Tagged: Güneşİstanbul

Sözün bittiği noktadayım…

Geçenlerde blog üzerinden nefis bir mektup aldım:

Merhaba;
İstanbul dan Urla ya göç etmek isteyen ben,eşim ve 2 kedimiz sizin blog unuzu gördük pek de keyifli anlatmışsınız öncelikle ellerinize sağlık demek istiyorum..aslında barbados ta bir ev gördük ben içmimar olmama rağmen 
bilmedigim bir şehirde taş ev insaatı na girişmeye korkuyorum:)
istanbul da yapılacak bir tadilat maliyetini baz almak istemiyorum..
sizin tas evinizin restorasyon maliyeti ne oldu (çünkü begendigimiz ev sizinkine cok benziyor:))
açıkcası bu m2 lere sıgmak konusundaki cesur tavrınızıda taktir etmedik degil hani..bazen daha ruhsuz ama buyuk m2 lermi acaba diyorum bende kendikendime:)) nede olsa cocuklar büyüyor ama degil mi..
İstanbuldan bu göç ün sizde yartıgı etkiler curcunadan huzura geçişte azda olsa bir bosluk oluyormularla birlikte bu bilgileri benimle paylasırsanız sevinirim:)
güzel Güneşinizi operİM..

SEVGİ İLE..
zeynep

———————————————————————————————————-

Meraklısına… Yanıtım da aşağıda….

———————————————————————————————————-

Çok sağolun. Biz herhalde biraz da cahil cesareti ile daldık işin içine. Hatalarımız oldu belki ama sonuçtan memnunuz. Kolları sıvayınca o veya bu şekilde halloluyor.

Urla’nın yıllara dayanmış esas evleri taştan olduğundan başka bir alternatifi düşünmedik bile… Kalkışacak olursanız usta, malzeme vs konularında bildiklerimizi paylaşırız seve seve.

Maliyet konusuna gelince… Bizim oralarda taş evi planlarken herşeyi ile metrekaresi minimum 1000 TL’ye mal olur diye hesap yapıyor mimarlar. Bizim evimiz 37.5 metrekare, duvarları 50 cm kalınlıkta  ve bu hesaba uyuyor. Ama ahşabımız tik olsun, yerler en pahalı granitten olsun derseniz bu hesap metrekare başına 1500’lere çıkıyor. Yine de en fazla işçilik tutuyor.

37.5 metrekare iki kişi için bir süre yaşanabilir bir alan. Özellikle de tavan yüksek olunca ve ev ikiye bölünüp özel alanlar yaratılınca. Ama tabii Güneş gibi tatlı bir sürpriz planları alt üst edebiliyor. Işık, dolayısıyla da geniş pencereler çok önemli. Dolaplar çok çok önemli.

Bu metrekarelere “sığmak” yerine adapte olmakta fayda var. Ve tabii iyi düzenlenmiş bir depo şart. İmkanınız varsa daha büyük ama yine ruhu olan bir ev yapın derim :)

Son olarak… huzura geçişle boşluk kavramlarının uzaktan yakından alakası olmadığını belirteyim. Çok huzurlu olabilirsiniz ama boş durmak lüks olacak. İstanbul’u özleyecek, arayacak vaktiniz olmayacak. Sizi bilmem ama bizim gibi apartman çocuklarını uzun yıllar günler geceler boyu meşgul tutacak çok iş oluyor bu hayat tarzına geçince. Köylülere bakıyorum - onlar da hep meşgul. Her gece yatağa yorgun ama mutlu yatıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz İstanbul uzakta büyük çarkları gıcırdayarak dönen bir makine ve siz İzmir’e bile inmek istemez olmuşsunuz…

Başka da sorular olursa bana mail atın: ceylanergun@gmail.com

Bol şans!
Ceylan

Güneş geçen hafta hayatında ilk defa at gördü :)

Güneş geçen hafta hayatında ilk defa at gördü :)

salcali-ekmek:

:)  LİMANTEPE / İskele - Urla

salcali-ekmek:

:)  LİMANTEPE / İskele - Urla

Source: kamyonarkasisarkilar

Kedilerimiz

Üzülerek de olsa….. kedilerimiz Karakız. Pantiş, Çikita ve Nikita’yı kısırlaştırdık. Çetin kışları daha rahat geçsin, köyün nüfus kontrolüne de bir katkımız olsun diye…

Köyün Meyhanesi





Geçenlerde İlker Abi’nin köy meydanındaki kişisel meyhanesine daveliydik :) Tek masa, odun ateşinde balık, eşi Nilgün Abla’nın son kesik domatesle yaptığı harika kabak dolması. Yemeği noktalarken pekmezli kurabiyeler ve Süleyman’ın kahvesinden servis edilen çay… Köyümün nefis kış ortamları.

Tagged: BarbarosBarbaros Köyü

Tweet